DOLAR 43,4290 0.06%
EURO 51,9162 0.07%
ALTIN 7.141,81-4,74
BITCOIN 3674280-5,20%
İstanbul
12°

HAFİF YAĞMUR

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Çiftçi Destekleri ve Tarım Bütçesi Üzerine Güncel Değerlendirme ve İçeriden Görüşler
  • Gazete Köşesi
  • Ekonomi
  • Çiftçi Destekleri ve Tarım Bütçesi Üzerine Güncel Değerlendirme ve İçeriden Görüşler

Çiftçi Destekleri ve Tarım Bütçesi Üzerine Güncel Değerlendirme ve İçeriden Görüşler

ABONE OL
1 Kasım 2025 01:12
Çiftçi Destekleri ve Tarım Bütçesi Üzerine Güncel Değerlendirme ve İçeriden Görüşler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi ile kanunda öngörülen destekler arasındaki farklar, millî gelirin yüzde 1’inin çiftçilere aktarılmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getiriyor. 2026 yılı için hesaplanan millî gelirin %1’i 722 milyar lira iken, tarımsal destek olarak bütçeden ayrılan miktar sadece 168 milyar lira düzeyinde kalıyor; bu da kanunla belirtilen destek yükümlülüğünün gerisinde kaldığını gösteriyor. Desteklerin çoğu hasat süreçlerinden çok öncesi veya sonrasına bırakılıyor gibi görülüyor.

Gürer’e göre, çiftçilerin borç yoğunluğu ve kredilere olan bağlılık da giderek artıyor. Yılbaşı itibarıyla bankalara olan borç 899 milyar 745 milyon TL iken, takipteki kredi borcu 4 milyar 480 milyon 112 bin TL olarak kayıtlara geçti; Ekim ayına kadar toplam borç yaklaşık 1 trilyon 100 milyar TL’yi buldu. Bu durum, traktörlerden tarlalara, hayvanlardan depodaki buğdaya kadar her alanda haciz riskini artırıyor ve borcun baskısını artırıyor.

İhracat ve girdi dengesine ilişkin tespitler ise Türkiye’nin tarımda hem ihracatçı konumunda olduğunu hem de bazı ürünlerde ithalatçı konumuna geri düştüğünü gösteriyor. Fındık, kayısı, üzüm, incir ve limon gibi ürünlerde dış pazarlarda avantaj sağlansa da hububat ve bakliyatta arz eksikliği nedeniyle ithalata bağımlı bir tablo mevcut. Son iki yılda nohutta üretim kaybı 247 bin tonu, mercimekte ise yaklaşık 194 bin tonluk bir düşüşü işaret ediyor. TÜİK’in 2025 Ekim verilerine göre meyvelerdeki kayıplar bir yılda 8 milyon tona yaklaşıyor; kayıt dışı üretim baskısı da yaklaşık 10 milyon ton olarak değerlendiriliyor. Elmadaki kayıp %48,3, kirazda %70,6, zeytinde %34,7 ve limonda %34,8 oranlarında kendini gösteriyor. Tahıl ve bitkisel üretimdeki iki yıllık kayıp ise toplamda 8 milyon ton civarında görülüyor; buna rağmen Bakanlık sitesindeki veriler, üretim gerçeğine kıyasla bazı dönemlerde yeterli yaklaşımı sergilediğini gösteriyor.

Buğday üretiminde kayıplar ve destek eksikliği konusunda da ciddi bir durum söz konusu. 2023 yılında 22 milyon ton buğday üreten Türkiye’de üretim 17 milyon 900 bin tona geriledi; bu düşüş hem zirai dondan hem kuraklıktan kaynaklanıyor. Ancak bu süreçte çiftçiye yönelik herhangi bir doğrudan destek görünmüyor; sıfır gibi bir destek ifadesi, kayıplara çare olmuyor. Neredeyse 4 milyon tonluk üretim kaybının karşılığı alınamıyor.

Şap hastalığı ve hayvancılıkta vizyon sıkıntıları ise hayvancılık alanında daha da belirginleşiyor. 2010 yılından bu yana süregelen hayvan ithalatında 10 milyon başa ulaşan ithalat, bugün de sektörün kırılganlığını artırıyor. Cumhurbaşkanlığı programında büyükbaş hayvan varlığı 16 milyon 800 bin olarak görülürken, TÜİK verileri 17 milyon 188 bin başı gösteriyor. Şap hastalığı nedeniyle yaşanan süreçte kaç hayvanın etkilendiği resmi olarak açıklanmıyor; 2023’te 818 bin, 2024’te 559 bin hayvan ithal edildi. Bu yıl içerisinde de 895 bin adetlik ithalat öngörüsü bulunuyor. Yerli ırkların gerilemesi, kendi bölgelerine ait türlerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması endişelerini artırıyor.

Sonuç olarak, 2026 bütçesi sadece bir umut bütçesi olarak görülmüyor; staj ve çırakların mağduriyeti, emeklilik adaletinin arayışı, taşeronluktan kadro alamayanların durumu gibi konular da bütçe dışında kalıyor. Bu tablo, bütçenin bazı kesimler için gerçek bir destek sunmadığını ve tarımsal üretimle ilgili kırılganlıkların sürdürdüğünü gösteriyor.

En az 10 karakter gerekli