İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım operasyonları tüm dünyada yankı bulurken, Türk şirketleri ile İsrail arasındaki ilişkiler de sıkça tartışılmaya devam ediyor. Bu bağlamda, Zorlu Enerji, dün İsrail’in önemli gazetelerinden biri olan Jerusalem Post’ta yer alan bir habere yanıt verdi. Haberde, “Erdoğan’ın boykotuna rağmen: İsrail ordusunun elektriği Türk ortaklı santralden” ifadesi dikkat çekmişti.
Zorlu Enerji, açıklamasında haberin merkezinde yer alan İsrail’deki Dorad Doğalgaz Santrali’ne ortak olduğunu doğruladı. Şirket, santraldeki %25’lik hissenin devri için çalışmaların sürdüğünü de belirtti. Ayrıca, yapılan açıklamada Zorlu Enerji’nin, santralde azınlık hissedarı olması nedeniyle diğer ortakların aldığı kararlar üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığı vurgulandı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Zorlu Enerji Grubu olarak 2003 yılından bu yana İsrail’de azınlık ortağı olduğumuz Dorad Doğal Gaz Santrali hakkında basında yer alan haberlerle ilgili kamuoyunu bilgilendirmeyi arzu ediyoruz. İsrail’de bulunan Ashdod ve Ramat Negev Doğal Gaz Santrallerindeki hisselerimizin satışı ve pay devirlerine yönelik sözleşmelerimizin imzalarını Mayıs ayında tamamladık ve kamuoyu ile bu bilgiyi paylaştık. Ancak %25 azınlık hissedarı olduğumuz Dorad Doğal Gaz Santralinde hiçbir kararı alma ve aldırmama yetkimiz bulunmamaktadır. İsrail kanunları uyarınca yönetilen Santralde, diğer ortakların çoğunluk oluşturarak aldığı herhangi bir karar üzerinde de etkili olmamız mümkün olmamaktadır.”
Ayrıca, Zorlu Enerji, Ashdod ve Ramat Negev Doğal Gaz Santrallerinde gerçekleştirdikleri devirler gibi, Dorad Santralindeki hisselerini de portföylerinden çıkarmak üzere çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Şirket, bu süreçte yatırımcılarını ve tüm paydaşlarını gözeterek hareket edeceklerini belirtti.
Zorlu Enerji, kamuoyunu gelişmeler hakkında eksiksiz ve zamanında bilgilendireceklerini de sözlerine ekledi. Şirket, otuz yıldır Türkiye’de faaliyet gösterdiğini ve ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınma planlarına enerji sektörü gibi stratejik bir alanda katkı sağladığını belirtti. Bu bağlamda, kendi şirketlerine yönelik itham ve yorumların sağduyuyla değerlendirilmesini talep etti.
Son olarak, şirket, sivil ve masum insanların yaşadığı trajedilerden dolayı derin bir üzüntü içinde olduklarını ifade ederek, bir an önce kalıcı bir barışın sağlanmasını içtenlikle dilediklerini belirtti.