Geçen hafta küresel piyasalarda belirsizlik artarken, ABD bütçe tartışmaları hükümetin kapalı kalmasına işaret etti. Önümüzdeki hafta ise bütçede uzlaşı olup olmayacağı ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları piyasaların odak noktası olarak öne çıkıyor. Federal düzeyde bütçe görüşmelerinin sonuçsuz kalması, yeni haftada da netleşen bir yön çizmiyor; ancak aylık enflasyon raporunun yürütülmesi amacıyla BLS’nin çalışanları geri çağırması, sürecin etkisini hafifletmeye çalıştı.
Beklentiler, Eylül-Tesnif ayı TÜFE verilerinin 24 Ekim’de açıklanacağı yönünde. Bu rapor, Fed’in faiz indirim sürecine ilişkin beklentileri önemli ölçüde şekillendirecek; zira hükümetin kapalı olması verilerin açıklanmasını geciktirse de piyasalardaki fiyatlamalar, yılın geri kalanında politika gevşemesinin sürmesi yönünde. Ekim ve Aralık toplantılarında 25’er baz puanlık indirim beklentileri ise kuvvetli görünüyor.
Küresel piyasalardaki gelişmelere dair önceki hafta yayımlanan Fed tutanakları, çoğu yetkilinin politika faizinin 25 baz puan düşürülmesini desteklediğini ve yılın geri kalanında daha da gevşetmenin uygun olacağını ifade ettiğini ortaya koydu.
Trump’ın Çin açıklamaları ise gündeme damga vurdu. ABD Başkanı, 1 Kasım itibarıyla Çin’e mevcut tarife üzerine yüzde 100 ek vergi uygulayacağını ve kritik yazılımlara ihracat kontrolü getireceklerini bildirdi. Çin’in nadir toprak elementleri ve üretim teknolojilerine yönelik mevcut kısıtlamaları hatırlatan bu adım, piyasalarda risk iştahını kırdı.
New York borsaları geçen hafta satış ağırlıklı bir performans sergiledi. S&P 500 yaklaşık %2,43, Nasdaq %2,53 ve Dow Jones %2,73 geriledi. Tahvil tarafında 10 yıllık getirilerin ~%0,06 dona yakın düşüşle 4,06 seviyesinde tamamlaması ve doların güç kazanması, altın ve gümüş gibi güvenli limanlara olan talebin değişkenleşmesine yol açtı.
Altın, ons başına yaklaşık %3,4 artışla haftayı 4.019 dolardan kapatırken, gümüşte benzer bir yükseliş eğilimi görüldü ve haftalık kapanış 50,09 dolar oldu. Brent petrol haftayı kayıpla geçerken, 62,1 dolar seviyesinde kapandı. Bu görünüm, jeopolitik risklerdeki geçici hafifleme ile talep dinamiklerinde belirsizliği yansıtıyor.
ABD’de 13 Ekim haftasında Powell konuşması, Bej Kitap raporu ve Philadelphia Fed imalat endeksi gibi veriler takip edilecek. Ayrıca ülkedeki kamu kurumlarındaki belirsizlikler, verilerin açıklanmasını ve finansal piyasalardaki tepkileri etkileyebilir.
Avrupa’da enflasyon ve politika mesajları daha çok gündemde. Almanya ve Avro Bölgesi için tüketici enflasyonu verileri izlenirken, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması da kritik olacak. Fransa’daki siyasi gelişmeler emtia ve tüketim altyapısına ilişkin beklentileri şekillendirdi. ECB’nin tutanakları, üyelerin daha agresif bir gevşemenin acele edilmemesi gerektiğini işaret ettiğini gösterdi. AB’nin çelik sektörüyle ilgili tutum değişiklikleri ve bazı ülkelerin vergi politikaları da dikkatle izleniyor.
Asya’da ise Hong Kong hariç ise genel olarak pozitif bir tablo hakim; ancak Çin’in nadir toprak elementleri satışına ilişkin kararlar ve ABD-Çin arasındaki tarifelerin yeniden canlanması riski sürüyor. Japonya’da LDP’nin yeni liderinin Takaiçi Sanae olmasıyla birlikte BoJ ile ilgili beklentiler hız kaybetti ve piyasalarda bir ralliyi tetikledi. Endeksler arasında Nikkei 225 güçlü bir performans gösterirken, Hang Seng ve diğer Asya göstergelerinde maç tempo değişkenlik gösterdi.
Yurt içi verilerde ise Ödemeler Dengesi ve cari işlemler hesaplarının Ağustos ayı için nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor. Dolar/TL kuru ise önceki haftanın kapanışına göre yatay pozisyonda veya hafif üzerinde seyrediyor; önümüzdeki hafta hem ödemeler dengesi hem bütçe dengesi hem konut verileri hem de Merkez Bankası beklentileri dikkatle takip edilecek.
Gelecek hafta programında: Çin dış ticaret dengesi, Japonya sanayi üretimi ve kapasite kullanımı, Avro Bölgesi dış ticaret dengesi ve ECB konuşmaları ajandada yer alıyor. Türkiye tarafında ise S&P’nin kredi notu değerlendirmesi ön planda olacak; ayrıca konut fiyat endeksi, konut satış istatistikleri ve Merkez Bankası’nın anketi gibi veriler de piyasaların yönünü belirleyecek.