Günlük hayatımızdan üretim zincirine kadar pek çok sektörde kullanılan bir madde olan sülfürik asit, şu sıralar küresel tedarik zincirinin en savunmasız halklarını ortaya koyuyor. Orta Doğu’da devam eden çatışmalar ve Çin’in iç taleple ilgili ihracat sınırlamaları, bu kilit hammaddeyi dünya gündeminin merkezine taşıdı.
İki önemli kırılma noktası, arzda belirgin bir daralmaya yol açıyor. Birincisi, Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapalı kalmasıyla kritik su yolunun kapanması; ikincisi ise Uzak Doğu’da talebin güvence altına alınması amacıyla uygulanan ihracat kısıtlamaları. Sonuç olarak fiyatlar hızla yükseliyor ve piyasalar dalgalanıyor. BM yetkilileri, bu durumun sadece bir endüstriyel krizin ötesine geçerek insani etkiler doğurduğunu vurguluyorlar.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, tıkanmanın enerji ve gübre maliyetlerini artırarak özellikle gelişmekte olan ülkeleri zor durumda bıraktığını belirtiyor. Uluslararası suların serbest seyrinin yeniden sağlanması için acil adımların atılması gerektiğini ifade ederken, milyonlarca insanın yoksulluk ve gıda güvenliği riskiyle karşı karşıya kaldığını ekliyor.
Endonezya ve Şili üzerinde baskı artıyor: Independent’taki analize göre bu krizin sanayi boyutunda en çok hissedildiği ülkeler arasında Endonezya ve Şili öne çıkıyor. Endonezya’da nikel üretimi için kritik olan bu maddeye olan talep nedeniyle fiyatlar hızla yükseldi ve %80’e yakın artış kaydedildi. Şili ise dünyanın en büyük bakır üreticisidir ve küresel piyasadaki başlıca tüketicilerinden biri olarak fiyatlarda iki katına yaklaşan artışlar yaşıyor.
ABD ve Batı ekonomileri için sonuçlar ise dolaylı olacak gibi görünüyor. Komşuları Kanada ve Meksika’nın desteğiyle doğrudan bir tedarik kesintisi beklenmiyor; ancak stoklar azaldıkça kritik minerallerin ve gübrenin maliyeti yükselecek. Bu durum kısa vadede Amerikan tüketicileri üzerinde gıda ve metal fiyatlarında artış olarak hissedilebilir.
Küresel düzen için zor bir sınav: Bu kriz, uluslararası denge ve güvenliğin ne kadar kritik olduğuna dair tartışmaları alevlendirdi. Gemilerin geçişinin herhangi bir ayrımcılık ya da maliyet olmadan yeniden başlaması, dünya ekonomisinin toparlanması için tek gerçek yol olarak öne çıkıyor. Sülfürik asit krizi, modern sanayinin ne kadar kırılgan olduğunu ve bölgesel çatışmaların bile küresel yoksulluk riskini nasıl tetikleyebildiğini net bir şekilde gösteriyor.