Tüketicilerin mal veya hizmet alımlarında gerçekleştirdiği ödemelerin banka ve finans kurumları aracılığıyla yapılması zorunluluğu, önceki limit olan 7 bin liradan 30 bin liraya yükseltildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde yapılan değişiklik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yeni düzenleme ile birlikte, tüketicilerin 30 bin liranın üzerindeki mal veya hizmet alımlarında banka veya finans kuruluşları üzerinden ödeme yapmaları zorunlu hale getirildi. Tebliğde yer alan örnek tutarlarda da güncellemeler yapıldı.
Yabancılar İçin Yeni Düzenlemeler
Ayrıca, belgeleme zorunluluğu çerçevesinde (mükellef olmayanlar hariç) yabancılar ve Türkiye’de ikameti bulunmayan gerçek kişilerle gerçekleştirilecek işlemlere yönelik tahsilat ve ödemelerin de aracı finansal kurumlar aracılığıyla yapılması zorunluğu değiştirildi. Bu kapsamda düzenlenecek faturalarda yabancıların veya Türkiye’de ikameti olmayan gerçek kişilerin pasaport numaralarının belirtilmesi gerekecek. Ancak, yeni düzenleme ile birlikte pasaportların bir suretinin faturanın ekine eklenmesi şartı kaldırıldı. Ayrıca, tahsil edilen tutarların, tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlara yatırılması zorunluluğu da artık aranmayacak.
Tüketici Ödemelerinde Nakit Kullanımına Dikkat
Sözcü yazarı Nedim Türkmen, 16 Eylül’de kaleme aldığı “Nakit kullanımını azaltmak kolay değil” başlıklı köşe yazısında, nihai tüketiciler için belirlenen 7 bin liralık sınırın oldukça düşük olduğunu ve bu durumun kaosa yol açabileceğini vurgulamıştı. Türkmen, bu nedenle söz konusu tutarın 30 bin TL olarak belirlenip zamanla düşürülmesinin daha mantıklı bir yaklaşım olacağını belirtti.
Türkmen’in konuya ilişkin görüşleri:
Nihai tüketiciler için belirlenen 7.000 TL’lik nakit sınırının, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı kaosa neden olabileceğini ifade eden Türkmen, bu miktarın 30.000 TL olarak belirlenip, zamanla azaltılmasının daha akılcı bir yöntem olduğunu savundu. Ayrıca, nakitsiz ekonomi sürecinin cezalandırma tehdidi yerine teşvik unsurları ile daha başarılı olacağını dile getirdi. Kayıt dışı ekonominin kayıtlı ekonomi ile rekabet ettiği bir yapıyı bir günde düzeltmenin mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.