Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Boğaziçi Üniversitesi tarafından düzenlenen ve finans sektörünün önde gelen isimlerinin katıldığı Finans Zirvesi 2025’te önemli açıklamalarda bulundu. Karahan’ın konuşmasında öne çıkan temel noktalar ise şunlar oldu:
Başta göstergelerin ortalaması ve tahmin performansımız olmak üzere, enflasyonun yaklaşık %30 seviyesinin biraz üzerinde olduğunu görüyoruz. Bu da, dezenflasyon sürecinin sürdüğüne işaret ediyor. Yıllık enflasyonun düşüş eğilimi devam ederken, gıda fiyatları mart ayında Ramazan ayının etkisiyle yükselişe geçti. Ancak, nisanda artış daha ılımlı gerçekleşti. Geçen ay yaşanan zirai don hadisesi, özellikle meyve ve işlenmemiş gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü riskleri artırdı.
Tüketici fiyatları üzerindeki maliyet baskıları hafifliyor olsa da, bu durum özellikle belirli sektörlere özgü değil, genel bir trend olarak görülüyor. Enflasyon beklentileri ise dezenflasyon patikamızın üzerinde seyrediyor ve bu da, para politikamızın sıkı ve kararlı duruşunu korumamız gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, mevcut belirsizlik seviyeleri geçmişe kıyasla daha yüksek olduğu için, ihtiyatlı ve sıkı bir para politikası izlemeye devam ediyoruz. Bu yaklaşım, enflasyonu kalıcı biçimde düşürüp fiyat istikrarını sağlamaya yönelik temel stratejimizdir.
Fiyat istikrarının, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refahın temel taşı olduğunu tekrar vurguluyoruz. TCMB olarak, dezenflasyon sürecini başarıyla devam ettirmek ve enflasyonu hedeflerimizle uyumlu seviyelere çekmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
Son dönemde KKM bakiyelerindeki azalma, finansal istikrar açısından risk oluşturmadan ve Türk lirası cinsi mevduatları ön planda tutarak sağlandı. Son 12 ay içinde vadesi dolan KKM hesaplarından dövize geçiş oranı yüzde 14,5 seviyesinde gerçekleşti. Bu süreçte, finansal piyasalardaki oynaklıkların toplam TL mevduat payı üzerinde sınırlı bir etkisi oldu.
Türk lirası mevduatların oranı yüzde 58 civarında seyrediyor ve bu, tarihsel ortalamalara oldukça yakın bir seviyedir. Yatırım fonlarıyla birlikte baktığımızda da genel görünüm değişmiyor. Ayrıca, 14 Mart – 2 Mayıs tarihleri arasında oluşan döviz talebinin yaklaşık %70’i yurt dışı kaynaklı olurken, yurt içi talep sınırlı kaldı.
Para politikası duruşumuz ve makroihtiyati tedbirlerimiz sayesinde, mevduat faizleri seviyeleri, TL’ye geçişleri ve tasarrufları desteklemektedir. Mal talebine ilişkin göstergeler ise, yurt içi talebin ılımlı seyretmekle birlikte, bir miktar dirençli olduğunu göstermektedir.