DOLAR 44,3204 0.04%
EURO 51,4069 0.08%
ALTIN 6.619,11-0,05
BITCOIN 3113140-1,38%
İstanbul

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Yargıtay’dan altın kararı: “Ayıplı hizmet” saydı

Yargıtay’dan altın kararı: “Ayıplı hizmet” saydı

ABONE OL
28 Temmuz 2025 00:24
Yargıtay’dan altın kararı: “Ayıplı hizmet” saydı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Manavgat’ta yaşayan bir birey, 23 Kasım 2018 tarihinde evine güvenlik alarm sistemi kurdurdu. Ancak, kurulumdan sadece dört gün sonra sistemde yaşanan arızalar nedeniyle firma ile iletişime geçti. Birçok kez arıza bildirildiği halde, hizmet sağlayıcı firma sorunu giderme konusunda herhangi bir adım atmadı. Bu süreçte, vatandaşın evine 17 Nisan 2020 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayı büyük bir mağduriyet oluşturdu. Hırsızlık sırasında, güvenlik sisteminin çalışmaması nedeniyle olayın önlenemediği ve yaklaşık 10 bin lira değerinde nakit para ile 500 gram altının çalındığı tespit edildi. Bu gelişmeler, kişinin güvenlik şirketine karşı olan güvenini sarstı ve mağduriyetini mahkemeye taşımasına neden oldu.

Vatandaş, Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davada, şirketin kusurlu olduğunu ve “ayıplı hizmet” nedeniyle maddi tazminat talep etti. Davalı firma ise olayda kusurunun bulunmadığını ve hırsızlık olayının şirketin sorumluluğu dışında gerçekleştiğini iddia etti. Ayrıca, şirket, davacının kendisinin alarm sistemine güvenmediği ve bu nedenle altınlarını kendi iradesiyle evde tuttuğu gibi savunmalarda bulundu. Şirket, sözleşmenin sigorta kapsamına girmediği ve hırsızlık, yangın gibi olayların garanti kapsamında olmadığını belirtti ve davanın reddini talep etti.

Mahkeme Kararları ve Gerekçeleri

İlk derece mahkemesi, oluşan zarar ile alarm sisteminin çalışmaması arasında “illiyet bağı” kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Mahkeme, davacının defalarca şikayet etmesine rağmen sistemdeki arızanın giderilmediğine dikkat çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Davacının alarm sisteminin çalışmadığını bilmesine rağmen, iradesiyle evde altınları tuttuğu ve bu altınların gerçekten orada olup olmadığının tespiti ile ilgili delillerin yetersiz olduğu anlaşıldı. Ayrıca, alarm sistemine güveniyor ise, sistemin çalışmaması nedeniyle başka önlemler alınması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmiştir.”

İtiraz sonrası dosya, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne sevk edildi. Burada yapılan incelemede, bilirkişi raporunda şirketin kusurundan bahsedilse de, ihtilafın esasını oluşturan kusur durumunun yeterli bulunmadığı kanaatine varıldı ve yerel mahkemenin kararını hukuka uygun kabul etti.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Bozma Kararı

Ancak, tarafların yaptığı temyiz başvurusu üzerine dosya, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne geldi. Burada gerçekleştirilen incelemede, mahkeme kararını bozan ve tarafları haklı çıkaran önemli bir değerlendirme yapıldı. Yargıtay, şu tespitte bulundu: “Somut olayda, davacı taraf, davalı şirket ile güvenlik sözleşmesi imzalamış ve evine alarm sistemi kurdurmuştur. Davalının arızayı bildirmesine rağmen, arızanın giderilmediği ve sistemin olay anında devreye girip uyarı vermesi gerekirken çalışmadığı açıkça görülmektedir. Bu durum, haksız fiil teşkil eden olay ile güvenlik sisteminin çalışma durumu arasında illiyet bağı bulunduğunu göstermektedir. Çalışmayan sistemden dolayı hırsızlığın önlenememesi halinde, güvenlik firmasının sorumluluğu ortaya çıkar.”

Yargıtay, bu değerlendirmeler ışığında, yerel mahkemenin eksik ve yetersiz inceleme sonucu karar verdiğini ve bu kararın doğru olmadığını belirtti. Bu nedenle, davacı lehine karar verilmesi gerektiğine hükmetti ve mahkeme kararını bozdu.

En az 10 karakter gerekli