Lou Gehrig hastalığı olarak da bilinen amiyotrofik lateral skleroz, motor nöronların yavaş yavaş ve ilerleyici bir şekilde ölümüne yol açan, nörolojik bir hastalıktır. Bu hastalık, kasların kontrolünü sağlayan sinir hücrelerinin etkilenmesi sonucu, kişilerin hareket kabiliyetlerini kaybetmelerine neden olmaktadır.
Mirror’ın haberine göre, İngiltere hükümetinin sağlık kurumu, alışılmadık bir semptom hakkında halkı uyarıyor. Sağlık uzmanları, ağızda aşırı tükürük birikiminin, dikkate alınması gereken ciddi bir belirti olabileceğini vurgulamaktadır. Bu durum, motor nöron hastalıklarının habercisi olabilir ve ilerleyen dönemlerde felç ve motor bozukluklarıyla ilişkilendirilebilir.
Güçsüzlük ve Kas Kaybı
Charcot hastalığı olarak da anılan ALS, başlangıçta kendini istemli kas hareketlerinde güçsüzlük ile gösterir. Lyon Üniversitesi Hastanesi’nin internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, hastalık, kendiliğinden kas seğirmeleriyle başlayarak, zamanla kas kaybına yol açmaktadır. Bu süreçte, kramplar ve kilo kaybı da sıkça görülen belirtiler arasındadır.
Hospices Civils de Lyon’un internet sitesinde belirtildiği üzere, hastalığın spinal formu, semptomların üst veya alt ekstremitelerde başlamasıyla kendini gösterirken, bulber formu ise konuşma ve yutma güçlükleri ile belirginleşmektedir. Ayrıca, bulbar seviyede başlayan hastalarda, duygusal dengesizlikler de görülebilir; bu durum, kişinin gülme veya ağlama gibi duygularını kontrol etmede zorluk yaşamasına neden olmaktadır.
Kesin Bir Tedavi Yok
Maalesef, amiyotrofik lateral skleroz için kesin bir tedavi mevcut değildir. Ancak, semptomların yönetimi, pulmonolog, fizyoterapist, diyetisyen, konuşma terapisti ve psikolog gibi çeşitli uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip tarafından gerçekleştirilebilir. Hastalığın çoğu vakası, tanı konduktan sonraki 3-5 yıl içinde ölümle sonuçlanmaktadır.
Inserm, son yıllarda ALS’nin artık tek bir hastalık olmaktan çıkıp, bir sendrom olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu durum, hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıkma yaşı, ilerleme hızı ve ilişkili patolojilerdeki farklılıklar gibi faktörlerin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Bu farklılıklar, aslında çeşitli motor nöron hastalıklarının ALS genel adı altında gruplandırılabileceğini düşündürmektedir.
Bu heterojenlik, yeni tedavi yöntemleri üzerinde yapılan birçok klinik denemenin başarısız olmasının nedenini de açıklamaktadır. Hastalığın çeşitli semptomlarının (ağrı, kramp, anksiyete vb.) etkili bir şekilde yönetilmesi oldukça önemlidir. ALS hastalarının yaklaşık %10’u, hastalığın kalıtsal genetik mutasyonlardan kaynaklandığını göstermektedir.
Brain Institute, “Şu anda Charcot hastalığı için iyileştirici bir tedavi bulunmamakla birlikte, nöroprotektif tedavi ve multidisipliner bakımın birleşimi, hastalığın farklı yönlerinin yönetilmesine olanak tanıyabilir ve semptomların ilerlemesini yavaşlatabilir” şeklinde açıklama yapmaktadır. Bu durum, hastaların yaşam kalitelerini artırmak açısından büyük bir umut kaynağı olmaktadır.