18 Mart 2026 Çarşamba
Kalın bağırsak ve rektumdan köken alan kanserler, günümüzde toplum sağlığını en çok etkileyen sorunlar arasında öne çıkıyor. Sıklıkta artış gösteren bu hastalık, gençlerde de görülmeye başlandı. Mart ayının “Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı” olarak anılmasıyla birlikte, hastalığın dünyadaki ve ülkemizdeki durumunu, risk unsurlarını ve hayati öneme sahip tarama yöntemlerini paylaşan Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji uzmanı görüşlerini derledik: İstatistikler düşündürücü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) verilerine göre kolorektal kanser dünya genelinde en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada, ölüm oranlarına bakıldığında ise ikinci konumda yer alıyor. Her yıl yaklaşık 1,9 milyon kişiye bu tanı konuluyor.

Türkiye’de durum benzer nitelikte. Sağlık Bakanlığı datalarına göre kolorektal kanser, ülkemizde en sık görülen kanserlerden biri olup her yıl yaklaşık 20 bin yeni vaka tespit ediliyor. Polip adı verilen iyi huylu oluşumlardan çoğu zaman kansere dönüşüm süreci yaklaşık on yıl sürer; bu uzun dönem, tarama testleriyle poliplerin erken dönemde yakalanıp çıkarılmasına olanak tanıyor ve böylece kanser oluşumunun başlaması engellenebiliyor.

Kimler risk altında? Kolorektal kanserin gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörleri şunlardır: ileri yaş (özellikle 50 yaş ve üzeri), ailede kolon kanseri öyküsü, bazı kalıtsal sendromlar ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları. Ayrıca yaşam tarzı da önemli bir etkendir: kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin fazlalığı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile hareketsiz yaşam bu riski artırır. Buna karşılık lifli gıdalar, düzenli egzersiz ve sağlıklı kilo kontrolü hastalığa yakalanma riskini azaltır.
Tarama yaşı güncellendi Ülkemizdeki ulusal tarama programı 50–70 yaş aralığında olan bireylerde her iki yılda bir dışkıda gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi önerir. Ancak son yıllarda kılavuzlar genç yaşta artışın farkında olarak tarama başlangıç yaşını 45’e çekmeyi öneriyor. Ailesinde risk faktörü olanların daha erken başvuru yapması hayati önem taşır. Bu nedenle temel mesajımız, 45 yaşından itibaren kolorektal kanser taramalarını başlatmaktır.
Kolonoskopiden korkmayın Toplumda kolonoskopiye dair yanlış korkular bulunuyor. Günümüzde bu işlem güvenli ve rutin olarak uygulanıyor. Sedasyon adı verilen hafif uyutucu ilaçlar sayesinde işlem sırasında ağrı hissetmezsiniz; yaklaşık 20–30 dakika süren bu işlemden sonra hastalar aynı gün normal yaşamlarına dönebilir. En önemli avantajı ise sadece tanı koymakla kalmayıp, kanser öncüsü poliplerin de o anda çıkarılabilmesidir.
Belirti göstermez mi? Kolorektal kanser çoğu durumda erken dönemde belirti vermez. Ancak şu bulgular varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir:
-Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik (uzun süreli kabızlık veya ishal),
-Dışkıda kan görülmesi,
-Nedeni açıklanamayan kilo kaybı,
-Karın ağrısı veya belirsiz kansızlık.
LoFAR’ın 2 metre gökyüzü taraması kapsamında yayımlanan üçüncü veri paylaşımı olan LoTSS-DR3, radyo dalgalarını taşıyan kozmik nesnelerin geniş bir koleksiyonunu sunuyor. Bu veri seti, evrende en dramatik olaylardan bazılarını da içinde barındırıyor ve özellikle süperkütleli kara deliklerin ürettiği güçlü jetlerin yol açtığı etkileri gözler önüne seriyor.
Kuzey yarımküre gökyüzünün yaklaşık yüzde 88’ini kapsayan çalışma, uzun yıllar boyunca biriktirilen yaklaşık 13 bin saatlik gözlem verisine dayanıyor. Araştırmanın baş yazarı gökbilimci Timothy Shimwell, bu veri paylaşımının on yılı aşkın gözlem, veri işleme ve bilimsel analiz sürecinin bir ürünü olduğunu belirtiyor. Bulgular, Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan makalede ayrıntılı olarak sunuluyor.
LOFAR adı verilen düşük frekanslı radyo teleskop dizisi bu çalışmada kullanıldı. Geleneksel büyük çanaklardan farklı olarak 52 istasyondan ve yaklaşık 20 bin antenden oluşan bu yapı, tekil sensörler gibi çalışabildiği gibi işlevlerini bir araya getirerek Avrupa ölçeğinde dev bir radyo teleskobu niteliği taşıyor. Projede toplam veri hacmi 18,6 petabaytı buluyor ve bu verinin işlenmesi milyonlarca saatlik işlemci süresi gerektiriyor. Analizler için Almanya’da bulunan Jülich Süper Bilgisayar Merkezi kullanıldı.
Çalışma, dev veri setlerinin depolanması ve işlenmesi açısından astronomide gelecekteki büyük ölçekli gözlemlere önemli bir yol gösterici olarak değerlendiriliyor. LOFAR, doğrudan tek bir kareyi üretmek yerine, binlerce antenden gelen sinyallerin birleşimiyle görüntüler oluşturuyor ve saniyede yaklaşık 13 terabit ham veri işliyor. Böyle üretilen görüntüler, evreni alışılmışın dışında bir bakışla gösteriyor; örneğin Andromeda Galaksisi radyo görüntülerinde hayaletimsi bir kozmik gözü anımsatıyor.
Radyo dalgaları, ötegezegenleri, galaksi kümeleri arasındaki çarpışmaları ve süpernovaların oluşturduğu güçlü manyetik alanları incelemek için kritik bilgi sağlar. Bu dalga boyu sayesinde yoğun toz bulutlarının içinden geçilebiliyor ve Samanyolu’nun görünmesi güç bölgeleri analiz edilebiliyor. Böylece kara deliklerin kozmik evrimi nasıl yön verdiği ve genç yıldızların oluşum süreçleri daha net anlaşılıyor.
Veri setlerinin kamuya açılmasıyla birlikte yeni bilimsel çalışmaların ivmelenmesi bekleniyor. Önceki LOFAR paylaşımlarında tek bir görüntüde yaklaşık 25 bin süper kütleli kara delik tespit edilmişken, bu yeni veri setinin çok daha geniş keşif alanları sunması öngörülüyor. LOFAR’ın bu çalışması ayrıca Güney Afrika ve Avustralya’da kurmayı planladığı yeni nesil teleskop dizileri için bir öncü rolü üstleniyor.
Hürmüz Boğazı yakınlarında bulunan Keşm Adası, gördüğü doğal güzelliklerin yanında derin jeopolitik öneme sahip bir savunma sistemiyle anılıyor. Yeraltında saklanan binlerce füze ve labirent benzeri yapılar, adayı ABD için kilit bir hedef haline getiriyor ve körfezin girişini kontrol etme gücü kazandırıyor. Adanın eski bir açık hava jeoloji müzesi olarak değer kazanması, bugün stratejik bir kale görünümüyle değişmiş durumda.
Adanın 148 bin sakini, her gün deniz ve ormanlarıyla iç içe olan yaşamını sürdürürken, füzelerin ve uçakların sesleri günlük hayatın doğal bir parçası haline geldi. Yeraltı tünellerinin derinliklerinde saklı olan savunma unsurları, bölgenin güvenlik dengelerini yeniden şekillendiriyor. Bandari lehçesini konuşan sakinlerin kültürü, denizle olan yakın bağıyla hâlâ canlılığını koruyor. Ancak savaşın ilk haftalarında ABD’nin hava saldırıları, adayı hayati bir muhtaçlıktan çok, bir savunma ve yanıt merkezi hâline getirdi: Şebekenin ve su kaynaklarının korunması için yürütülen enfazlar hız kazandı.
GİZLENEN AMACI Bu geniş ağlar, Hürmüz Boğazı’nı etkili bir şekilde kontrol etmek veya kapatmak amacıyla tasarlandı. İran’a bağlı güçler, boğazdaki trafiği yönlendirme ve güvenliği sağlama konusunda adanın konumunu kilit bir merkez olarak görüyor. Devrim Muhafızları, Keşm’e yönelik saldırı iddialarını komşu bir Körfez ülkesinden gelen tehditlere bağlarken, Bahreyn’deki üslerden yapılan karşılıklar bölgede tansiyonu yükseltiyor.
GÜÇ DENGELERİ VE İLETİŞİM KURULUŞLARI 1989’dan beri serbest ticaret bölgesi statüsünü koruyan bu yer, İran için asimetrik deniz gücünün temelini oluşturuyor. Bender Abbas yakınlarındaki konumu, gemilerin geçişini etkileyen bir kumanda merkezi olarak değerlendiriliyor. Keşm’in yer altı altyapısı ve hızlı taarruz botları ile kıyı bataryalarının tam sayısı kamuya açık değil; ama amaçları net şekilde okunuyor: Hızlı ve etkili bir müdahale için tasarlanmış bir savunma ve caydırıcılık ağı kurmak.
OZANLARIN İKİLİ DURUŞU Emekli Lübnanlı bir general olan Hasan Jouni, Keşm’in yer altı şehirlerinin İran’ın savunma enstrümanlarını barındırdığını ve bu yapılarla Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü güçlendirmeyi amaçladığını ifade ediyor. Bu açıklamalar, bölgesel trafiğin kilit bir noktası olan boğaz üzerindeki gerginliği daha da artırıyor. İran ise kendi çıkarlarını korumak ve gerekli gördüğünde gemi geçişlerini sınırlamak ya da engellemek için ihtiyatlı adımlar atıyor.
Orta Doğu’da artan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, dünya enerji akışlarında kritik bir kırılma yaratıyor. Asya, dünyanın en büyük enerji tüketicisi olarak, petrol ve LNG akışlarındaki aksamadan doğrudan etkileniyor. Uzmanlar, uzun süreli bir abluka durumunda sanayinin felce uğrama ihtimalini şu şekilde özetliyor:
10. Singapur – Orta Doğu’dan gelen ham petrolü işleyip Asya ile Avustralya’ya benzin, dizel ve jet yakıtı sevk eden bu küresel rafineri merkezi, üretim kapasitesinde şu anda %40–%50 aralığında bir daralma bildirmiş durumda.
9. Tayvan – Dünyanın en gelişmiş çip üretim altyapısına sahip olan Tayvan, tükettiği petrolün %62’sini ve LNG’nin %8’ini Hürmüz Boğazı üzerinden temin ediyor. Enerji yoğun yarı iletken endüstrisinin istikrarlı enerjiye bağımlılığı, bir aksaklık halinde küresel çip tedarik zincirinde yeni sarsıntılar doğurabilir.
8. Tayland – Mutlak ithalat hacmi düşük olsa da ülkede makroekonomik kırılganlık yüksek. Enerjisinin %94’ünü fosil yakıtlardan karşılayan ve ithalatının yarısına yakınını Orta Doğu’dan yapan Tayland, GSYİH’sinin yaklaşık %7,1’i oranında enerji ticaret açığıyla karşı karşıya.
7. Bangladeş – Katar’dan gelen LNG sevkiyatları artan baskı altında. İthalatın %60’ını LNG oluşturan bu ülke, sınırlı depolama kapasitesi nedeniyle ekonomi için hayati olan tekstil sektörünü korumaya çalışıyor. Enerji tasarrufu amacıyla üniversitelerin geçici olarak kapatılması kararı bile alınmış durumda.
6. Filipinler – MUFG Research’e göre petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, cari açığı GSYİH’nin %0,4–%0,5’i oranında büyütüyor. Fiyatlar yüksek kalırsa 2026’da ülkenin büyümesi %1’in üstüne çıkabilir.
5. Pakistan – LNG’nin neredeyse tamamı Katar’dan, petrolün ise %90’ı Orta Doğu’dan temin ediliyor. Nisan ayı yöresel buğday hasadı öncesi dizel yakıt kıtlığı, tarımsal üretimi ve gıda fiyatlarını etkileyebilir, toplumsal istikrarsızlığı tetikleyebilir.
4. Çin – Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Çin, yerli kömür üretimi ve stratejik rezervleriyle zirveye ihtiyaç duymadan hareket edebiliyor. Ancak petrol ithalatının %40’ı ve LNG’nin %30’u Hürmüz üzerinden geliyor; bu durum uzun vadede üretim maliyetlerini artırıp küresel tedarik zincirlerini sarsabilir.
3. Hindistan – Ülke, dünyanın üçüncü en büyük petrol ithalatçısı konumunda. Petrolün yaklaşık yarısı ve LNG’nin %53’ü Hürmüz üzerinden geliyor. Enerji ticaret açığı GSYİH’nin %3,5’ine kadar çıkabilir; bu da Rupide baskıya ve enflasyonun artmasına, dolayısıyla büyümenin yavaşlamasına yol açabilir.
2. Güney Kore – GSYİH’nin %5,7’si düzeyinde enerji ticaret açığı ve ham petrolün %70’i ile LNG’nin %20’sinin Orta Doğu’dan karşılanması, Seul’ün ihracata dayalı sanayi modelini baskı altında bırakıyor. Hükümet, 30 yıl sonra ilk kez yakıt fiyatlarına tavan uygulaması yapma gereğiyle karşılaştı.
1. Japonya – En üst sırada enerji bağımlılığının uç örneği olarak konumlanan Japonya’nın ham petrol ithalatının %90’ından fazlası Orta Doğu’dan geliyor. Stratejik rezervlere sahip olsa da muazzam tüketim hızı, uzun süreli bir abluka durumunda sanayinin durmasına ve bu durumun küresel ekonomide eşsiz bir şok yaratmasına yol açabilir.
Bir Pentagon denetimi, Emekli Tümgeneral Antonio Aguto’nun görev süresi boyunca kritik hatalara imza attığını ortaya koydu. Rapor, Polonya’ya giden bir tren yolculuğu sırasında, çanta içinde taşıdığı gizli istihbarat raporları ve savaş haritalarını 24 saatten fazla süreyle unuttuğunu gözler önüne serdi. Ülkesi Ukrayna’ya uzun vadeli destek amacıyla kurulan SAG-U biriminin başında olan Aguto, belgelerin güvenli şekilde korunması konusunda sorumluluklarını yerine getiremediğini itiraf etmek zorunda kaldı.
Rapor, olayın sadece bir unutkanlık olmadığını, aynı zamanda belge taşıma süreçlerinde düzenli hata alışkanlıklarını da kapsıyor. Emekli generalin, 4 Nisan 2024’te Polonya’ya varışında haritaların trende bırakıldığı ve ABD Büyükelçiliği’nin belgelere bir gün sonra rastlamasıyla sonuçlanan ihlaller zinciri göze çarptı. Muhataplar arasında, belgelerin kurye aracılığıyla taşınması gerektiği görüşüyle uyumlu davranılmadığı kaydedildi. Aguto savunmasında, bu talimatın kendisine açıkça iletilmediğini savundu ve iyi niyetle hareket ettiğini belirtti.
KOMUTAN’IN DEFTERİ KABARIK Rapor, Aguto’nun hatalarını sadece belgelerle sınırlı tutmuyor. Ukrayna’daki yemekte aşırı alkol tüketimi sonrası yaşadığı düşme sonucu beyin sarsıntısı geçirdiği ve komuta ettiği birliklere karşı saygısız tavırlar sergilediği belirtiliyor. Pentagon müfettişleri, Mayıs 2024’te başlatılan soruşturma kapsamında 33 tanıkla görüştü ve gerekli tüm kaynakları—tıbbi kayıtları, seyahat belgelerini ve yazışmaları—inceledi. SAG-U birimi, Mart 2023’te büyük destek için kurulmuş ve kısa süre önce emekliliğe hazırlanan generalin sorumluluk alanlarını kapsayan bazı idari sorunlardan bağımsız olarak değerlendirildi.
SARHOŞ OLUP BEYİN SARSINTISI GEÇİRDİ Raporun en çarpıcı noktalarından biri, 13 Mayıs 2024 gecesi Kiev’deki bir akşam yemeğinde yaşananları anlatıyor. General, bu resmi angajman sırasında ağır bir alkol tüketmesiyle ilişkili olarak yüzde 40–50 oranında alkol almıştır ve bu durumu kendisi de kabul etmektedir. Otel odasında dengesini kaybedip başını duvara vurarak beyin sarsıntısı geçirdiği daha sonra belgelendi. Gece boyunca ve sabahın ilerleyen saatlerinde yaşanan düşüşler, ABD Büyükelçiliği’ne giderken üçüncü kez yere kapaklanmasına yol açtı; ceketinin yırtılması ve çenesinin yaralanması gibi izler de rapora yansıdı. Bir güvenlik görevlisi, yüzündeki görünümün, kendisini tanımaya çalışırken bile yeniden tanınıyor gibi bir izlenim uyandırdığını ve alkol kokusunun bulunduğunu belirtti. Mevcut kanıtlar, Aguto’nun 13 Mayıs gecesi ve 14 Mayıs sabahı meydana gelen düşüşlerin beyin sarsıntısına yol açtığını güçlendirmektedir.
‘SINIR YOK’ DEYİP KÖRKÜTÜK SARHOŞ OLDU 14 Mayıs’taki muayene ve nörolojik değerlendirme, görüntüleme testleriyle birlikte bir beyin sarsıntısını doğruladı. Soruşturma, ilk düşüşün aşırı alkol tüketiminin etkileriyle ilişkili olduğuna işaret ederken, Aguto savunmasında iyi niyetli hareket ettiğini ve alkol tüketimi konusunda kendisine herhangi bir kısıtlama yapılmadığını öne sürüyor. Kendini savunurken, “Genel Williams ile görüştüğümüzde alkol konusunda talimat olmadığını anladım ve buna uygun hareket ettim” diye konuştu. Bu ifadeler, olaylar zincirinde sorumluluk ve iletişim eksikliklerinin kritik bir boyutunu ortaya koyuyor.