Avustralya’nın Melbourne Üniversitesi’nden Doçent Dr. Jessica Biesiekierski’nin liderliğinde gerçekleştirilen bir araştırma, gluten hassasiyeti olduğunu iddia eden bireylerin aslında gluten tüketip tüketmediklerine bakılmaksızın mide şişkinliği ve karın ağrısı gibi rahatsız edici belirtiler yaşadıklarını ortaya koydu. Bu çalışma, kendini gluten duyarlılığına sahip olarak tanımlayan 16 katılımcı ve 20 sağlıklı birey üzerinde yürütüldü.
Katılımcılara, içeriğinde ya gluten ya da whey proteini bulunan yoğurtlar sunuldu. Ayrıca, günde iki kez gluten içeren veya içermeyen muffinler tüketmeleri istendi. İki haftalık bir süre zarfında katılımcılar, ilk olarak bir grup ürünle deney yaptıktan sonra, diğer ürün grubuna geçerek testleri tekrarladılar.
Gluten hassasiyeti olduğunu belirten bireyler, her iki yoğurt türünü tükettiklerinde artan yorgunluk hissettiklerini bildirdiler. Bunun yanı sıra, gluten içeren ve içermeyen muffinleri tükettiklerinde de karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler yaşadılar. Ancak, idrar, kan ve tükürük örneklerinde yapılan detaylı analizler, gluten tüketiminin inflamasyon veya kortizol seviyelerini değiştirmediğini gösterdi.
Araştırmacılar, gluten hassasiyeti olduğuna inanan kişilerin yaşadığı belirtilerin aslında glutenin kendisinden değil, nocebo etkisi olarak bilinen psikolojik bir durumdan kaynaklanabileceğini öne sürdüler. Nocebo etkisi, tedavi sürecinin olumsuz sonuçlar doğuracağı beklentisiyle ortaya çıkan zararlı etkileri ifade eder. Araştırmacılar, katılımcıların yaşadığı belirtilerin gerçek olduğunu kabul etmekle birlikte, çoğu durumda glutenin doğrudan suçlu olamayabileceğini vurguladılar.
Daha önce yapılan çalışmalar, gluten duyarlılığı olarak adlandırılan belirtilerin, aslında fruktan gibi bazı karbonhidratların etkisiyle ortaya çıkabileceğini göstermişti. Ayrıca, yüksek FODMAP içeren (Fermentable Oligosaccharides, Disaccharides, Monosaccharides and Polyols) gıdaların da bu tür belirtilere sebep olabileceği düşünülüyor.
Newcastle Üniversitesi’nden araştırmacı diyetisyen Dr. Kerith Duncanson, bu araştırmanın dikkatlice tasarlandığını ancak küçük örneklem boyutunun sınırlayıcı bir faktör olduğunu belirtti. Daha büyük ölçekli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Dr. Duncanson, gluten duyarlılığı şikayetiyle gelen birçok hastanın, detaylı tıbbi incelemelerden sonra kendilerini daha iyi hissetmek amacıyla glütensiz diyet uyguladığını ifade etti.
Çölyak Araştırma Laboratuvarı’nın başındaki Doçent Dr. Jason Tye-Din, bu çalışmanın gluten hassasiyetinin doğrudan glutenle ilgili olmadığını gösteren önemli bir bulgu sunduğunu belirtti. Araştırma sonuçları, United European Gastroenterology Journal dergisinde yayımlandı.