Gürer, Haymana’nın Culuk Köyü’nde faaliyet gösteren hayvancılarla bir araya geldi. Üreticilerin emeklerinin tatilsiz ve aralıksız olduğunu, ancak karşılığını almakta zorlandıklarını vurguladı. Hayvancılığın yol açtığı fedakarlığa dikkat çekerek, 24 saat hayvanlarla ilgilenmenin gerekliliğini hatırlattı. Ayrıca mera bazındaki üretimin giderek azalması ve yem maliyetlerindeki artışlar nedeniyle hayvancılığın ekonomik anlamda kırılganlaştığını belirtti. 12 ay boyunca hayvanların ahırda beslenmesi, yem maliyetlerindeki düzenli yükselişler ve artan yem çeşitlerinin maliyete etkisi konuşuldu. Elli kiloluk süt yemi şu anda yaklaşık 9 liraya çıkmış durumda; yonca, saman ve küspe fiyatlarındaki artışlar ise toplam maliyeti daha da yükseltiyor. Buna karşılık satışların bu maliyetlere ayak uyduramayacağı endişesi hâkim.
Gürer, 2025 yılında ülkeye 654 bin baş hayvan ithal edildiğini açıklayarak, çözümün ithalatta arandığını ifade etti. Ancak bu yaklaşımın daüksüz sonuçlar doğurduğunu vurguladı: buzağı ölümleri 400–500 bin aralığında ve hayvan hastalıklarıyla mücadelede başarısızlıklar yaşanıyor. Sorunlar kendi besicimiz tarafından çözülemezse, yerelde çözümsüzlük artıyor.

KENDİ GEÇİMİMİ SAĞLAMAKTA ZORLANIYORUM
Hayvancılık yapan Zülfü Ünal ise konuşmasında üretimin ülkede kıttır olduğunu ve çiftçinin tek tek işi bırakmaya mecbur kaldığını söyledi. Et hayvanı üretimi için maliyetlerin yüksek olduğunu, yemlerin pahalıya malolduğunu, hayvanı kestirince yeniden yerine koymanın güçleştiğini belirtti. Kendi geçimini sağlamakta zorlandığını dile getirdi. Süt fiyatlarının yıl başından itibaren 22 lira seviyesinde olduğunu belirten Ünal, en az 30 lira olması gerektiğini söyledi. Bir litre sütle iki kilo yem alamadığına vurgu yaptı; yaklaşan dönemde bu oranın daha da aşağıya inebileceğini öne sürdü. Elektrik faturaları ve veteriner masrafları gibi giderlerin yükünün altından kalkmanın zorluğundan söz etti.
BU ŞARTLAR ALTINDA HAYVANCILIĞI SÜRDÜREMEYİZ
Köyde hayvan varlığının azaldığı, çoğu ahırın boş kaldığı bir tablo çizildi. Haymana ve Ankara’nın en büyük köylerinden biri olmalarına rağmen üretimin karşılaştığı zorluklar nedeniyle sürdürülebilirliğin giderek tehlikeye girdiği ifade edildi. Enflasyonla birlikte paranın değer kaybetmesi sonucunda üretimin küçüldüğü, desteklerin eksikliği nedeniyle çoğu çiftçinin zor durumda olduğu anlatıldı. Üretimini sürdürmeye çalıştıklarını ve memleketleri için katkı sunmaya çabaladıklarını dile getiren konuşmacılar, yarın için üretimi bırakma ihtimalinden de söz ettiler. Yeterli destek sağlanmazsa ithalatın artması durumunda tarımsal sektörün daha da zorlanacağına işaret edildi.
CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç ise düşük fiili satış rakamlarının, Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatla örtüşmediğini belirtti. 22 lira olarak ilan edilen rakamın üreticiyi yeterince korumadığını, vatandaşların genelinde zorluk yaşandığını kaydetti. Tarım ve hayvancılığın bitecek boyutta olduğuna dikkat çekti.
GEREKLİ ADIMLAR ATILMAZSA SORUNLAR BÜYÜYECEK
Gürer, hayvancılığın ülke genelinde gerilemesinin daha fazla ithalata yol açacağını kaydederek, önce kendi besicimizi desteklemenin gerekliliğini vurguladı. Köyde tarımsal üretimin sürdürülmesi, çiftçinin ve besçinin geleceğini planlayabilmesi için acil adımların atılması çağrısında bulundu. 1980’de 88 milyon olan büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı günümüzde 71 milyona geriledi. 2025’de şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapatma riskine işaret edildi; 2026’da ise Amerika Tarım Bakanlığı Türkiye’de büyükbaş varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini öngördü. Resmi veriler bu yıllarda değişik rakamlar gösterse de, birlik verileriyle dahi sayılarında belirgin azalma görüldüğünü vurguladı.