DOLAR 45,2057 0%
EURO 53,0405 -0.11%
ALTIN 6.702,45-0,19
BITCOIN 35321281,19%
İstanbul
10°

PARÇALI BULUTLU

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Zona Hastalığı: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Zona Hastalığı: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

ABONE OL
16 Aralık 2024 12:12
Zona Hastalığı: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zona Nedir?

Ağrılı ve döküntülü bir hastalık olan zona, bağışıklık sistemi ile doğrudan ilişkili bir rahatsızlık olarak kabul edilmektedir. Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, hastalığın özellikle stres, yorgunluk veya bağışıklık sisteminin zayıfladığı dönemlerde ortaya çıktığını ve kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü ifade etmektedir. Özellikle kış aylarında artan enfeksiyon hastalıkları ve zayıflayan bağışıklık sisteminin, zonanın tetikleyicisi olabileceğine dikkat çekmiştir. Dr. Gülcan, “Bu dönemde grip ve soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonların artışı, vücudu daha savunmasız hale getirir. Eğer kişi çocuklukta suçiçeği geçirmişse, suçiçeğine neden olan varicella-zoster virüsü (VZV) yeniden aktif hale gelerek zona hastalığını tetikleyebilir” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Zona’nın Gelişimi

Dr. Gülcan, halk arasında ‘gece yanığı’ olarak da bilinen zona hastalığının, varicella zoster virüsünden kaynaklandığını belirtmektedir. Yetişkinlerin yaklaşık %20-30’unu etkileyen bu hastalık, Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl tahminen bir milyon yeni vaka ile kendini göstermektedir. Zona, geçmişte geçirilen suçiçeği enfeksiyonundan sonra sinir köklerinde gizli kalan virüsün yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıkan viral bir hastalıktır. Dr. Gülcan, “Suçiçeği geçiren bir kişinin vücudunda virüs yaşamaya devam eder. Hayatının ilerleyen dönemlerinde virüsün aktifleşmesi sonucu zona hastalığı gelişebilir. Ancak hiç suçiçeği geçirmemiş veya suçiçeği aşısı olmamış kişiler, hastalığı taşıyan bir kişiden VZV ile enfekte olabilirler” demektedir.

Bağışıklık Sistemi ve Zona

Zona görülme sıklığının, bireylerin bağışıklık durumu ile yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Dr. Gülcan, bağışıklığı güçlü olan bireylerde nadiren zona geliştiğini ifade etmektedir. “Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin zona hastalığına yakalanma riski, sağlıklı bireylere göre 100 kat daha fazladır” diyen Dr. Gülcan, şu şekilde devam etmektedir:

  • Kemik iliği veya organ nakli geçirenler,
  • Lösemi, lenfoma veya solid malignite gibi hastalıklar için kemoterapi ve/veya radyoterapi görenler,
  • HIV enfeksiyonu, diyabet ve romatolojik hastalıkları olanlar.

Bu tür durumlar, zona hastalığı gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Ayrıca, yaş, duygusal stres ve akut veya kronik hastalık varlığı gibi faktörler de hastalığın ortaya çıkmasında tetikleyici bir etki yaratmaktadır.

Zona Belirtileri ve Şikayetler

Zona hastalığı olan kişilerde ilk olarak genellikle vücudun sağ veya sol tarafında tek taraflı, belirli bir bölgede yanıcı ve batıcı şekilde şiddetli ağrı hissedilir. Dr. Gülcan, “İlk bulguları takiben birkaç gün içinde aynı bölgede döküntü başlar ve zamanla o alana yayılır. Döküntülerin içleri sıvı dolarak kurur ve dökülür; bu süreç ortalama 2-3 hafta sürer” şeklinde bilgi vermektedir.

Döküntü Olmadan Zona

Hastalığın nadir de olsa döküntü olmadan da gelişebileceğini belirten Dr. Gülcan, bu durumun tanıyı zorlaştırabileceğini ifade etmektedir. “Bazen zona, yüzde göz veya kulak bölgesinde de tutulum yapabilir; bu durumlarda görme veya duyma kaybı gibi ciddi komplikasyonların önlenmesi için acil tedavi gerekmektedir. Virüs temas yoluyla da bulaşır, bu nedenle gebeler, kanser hastaları ve bağışıklığı baskılanmış kişilerin zona riskinin daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz” demektedir.

Aşılama ve Korunma

Dr. Aliye Sevdem Gülcan, hastalığın önlenmesi ve olası komplikasyonların engellenmesi için aşılanmanın önemine dikkat çekmektedir. “Aşı, kişinin zonaya yakalanma riskini tamamen ortadan kaldırmasa da, hastalığın seyrini hafifletebilir, şiddetini azaltabilir ve zona sonrası görülen uzun süreli sinir hasarına bağlı ağrı riskini düşürebilir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerindekilere, bağışıklık sistemi zayıflayan kişilere ve suçiçeği geçirmiş olanlara aşı yapılması büyük önem taşımaktadır” şeklinde açıklamaktadır.

Zona Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Zona hastalığına yakalanmış kişilerin, kabarcıklar ortaya çıkmadan veya döküntüler kabuk bağladıktan sonra virüsü yayma tehlikesinin bulunmadığını belirten Dr. Gülcan, virüsün başkalarına geçmesini önlemek için şu önlemleri almayı önermektedir:

  • Döküntü bölgesinin kapalı tutulması,
  • Kişisel giysi ve havluların paylaşılmaması,
  • Bağışıklığı düşük hamile kadınlar ve bebeklerle temastan kaçınılması,
  • Temas gerektiren sporlardan uzak durulması,
  • El hijyenine dikkat edilmesi ve döküntüyle temas halinde ellerin mutlaka yıkanması.

Zona Tedavisi

Zona iyileştikten sonra birçok hasta, postherpetik nevralji olarak bilinen orta ile şiddetli ağrıdan muzdarip olmaya devam edebilmektedir. Dr. Gülcan, “Bu nedenle erken teşhis ve ilk 2-3 gün içinde anti-viral tedaviye başlanması, komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Zona tedavisinde kullanılan ilaçlarla virüsün yayılması kontrol altına alınabilir, enfeksiyonun süresi ve şiddeti azaltılabilir” şeklinde bilgi vermektedir. “İlaçların etkinliği, şikayetler başladıktan sonraki ilk 72 saatte en yüksek olduğundan, tedaviye erken başlanması çok önemlidir. Ayrıca ağrıyı hafifletmek için ağrı kesici ilaçlar ve döküntü üzerine antibiyotikli kremler de kullanılabilir. Zamanında hekime başvurmak, postherpetik nevralji ve diğer komplikasyonlardan korunmak adına son derece önemlidir” diye eklemektedir. Ayrıca, 50 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerin mutlaka zona aşısı yaptırmalarının büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır.

En az 10 karakter gerekli